!..wampirob..!






:BEN:


Burası Twilight hayranları için açılmış bir blogdur.Öğrenmek istediğin ve günlük haberler , bilgiler herşey burada...Ayrıca sürekli ziyaretçilerimizden bir kaçı Twilight'ın 4.serisi Breaking Dawn'ı devam ettiriyor.Eğer seninde fikirlerin varsa bizde mail adresimizden ulaşabilirsin...Jane
:BAĞLANTI:
Ana SayFa
ProfiLim
ArŞiv
:KATEGORİLER:

:DOSTLAR:
Aylin Lautner

nazoo01461

yeditube

hareketlikesim

sarksofrasi

nAzLıCaN *

pinkgirlaylin

edwardtwilight

unsallgulsumm

gulsummsultan

lezzetliyemeklerim44

gulenbebekler

adanzyehersey

beyzanur önemsiz

wampirmeleqimrobert

twilight13

megadunya

twilightgirl

kristenrobertnewmoon

twilightfansworld

hsmfansworld

newmoon23

yesilapple

twilightturkiye02

wampireedward



6/12/2009 - ANKARİA: KENDİ HAYATIMDAN ÇOK

Jane'den Kocaman Bir Not : Ankariacım hikayeni diğer hikayeler gibi büyük bir hevesle okudum.Bu bölüm beni çok derinden etkiledi.Bella gibi bacaklarımın bağı çözüldü.Tam Edward'ın ağzından anlatmışsın.Devamını şiddetle bekliyorum... :)

 

   

 

12.BÖLÜM

EDWARD’IN BELLA’YA MEKTUBU

 

BELLA’MA…

Karanlık dünyamın güneşi… Hayatım… Güneş yine her zamanki gibi sana daha doyamadan battı. Yeryüzü yine alacakaranlığa büründü. Gece karanlık, soğuk ve kötü. Ama gecenin karanlığı beni senden ayıramadı, ayıramayacak sonsuza kadar. Yalnız değilim, en azından seni tanıdığım günden beri.

Sen hayatımda yokken dünyam karanlık, sessiz ve ürkütücüydü. Güzel olan her şey karanlık bir sis tarafından sarmalanıp, sisin üzerlerinden kalkmasından bekliyorlardı.

Ve seni gördüğüm ilk an, seni hissettiğim o an… Karanlıklar Ülkemde güneş beliriverdi. Bu iyi bir şeydi; çünkü Karanlıklar Ülkesi ilk defa güneşle tanışmıştı. Karanlık sis yavaşça ülkeyi terk etti ve yerini güzel şeylere bıraktı. Her şey değişti. Artık ortadaki tek sorun sana yaklaşamamak, sana dokunamamak, sıcaklığını tenimde hissedememek ve kokunu içime – boğazım kavrulana kadar- çekememekti. Avunabildiğim tek şey içimde ki canavarı bilmemendi. Seni sevmek, seni düşünmek, seni izlemek, rüyanda ismimi her söyleyişinde kalp atışlarının hızlanması… beni mutlu ediyordu.

Kokunu boğazımı kavurana kadar içime çekip bedenimi sarmasını istedim. Başını sert göğsüme koyup uyumanı ve saçlarını öpmek istedim. Ben bana ait olmadığını, istemeye hiç hakkım olmadığını bilmeme rağmen sana göz diktim, uzandım ve…

Ve seninle tanıştığım daha doğrusu senin benimle tanıştığın o gün… Benimle konuştuğun o gün atmayan kalbimin umutla kıpırdanışını, olmadığını bildiğim ama olmasını çok istediğimin ruhumun içimde derinlerde bir yerlerde seni gördüğü andan itibaren varlığını hissettim.

İlk defa yaşam belirtilerini gösterdim. Senden önce benim bir ölüden farkım yoktu. Senden başka bir şey düşünemezken senden uzak durmam gerçeği… Seni başkasıyla paylaşamayacak olmam… İçimdeki canavarın kanına susaması…

Bella , aşkım… Sensiz kocaman bir hiçim… Sen olmadığında bir canavarım. Kötü korkunç bir canavar… Sensizken en aciz vampirim…

Senleyken içimdeki canavarı unutuyorum. Gündüzlerim sabırsızca yerini gecelere bırakıyor. Geceler gündüzlerden daha sabırsız davranıp yerini gündüzlere bırakıyor.

Korkma aşkım…! Yine beraber olacağız. Ben seninim sonsuza kadar, sonsuza kadar ve sonsuza kadar. Ölümsüzlüğümün her günü de sen benim olacaksın.

Seni sevdim ve seveceğim bütün sonsuzluğumla aşkım…

Sen benim hayatımsın…! Unutma ki biz birbirimize aitiz aşkım…!

                                                                  EDWARD

Şiddetle başlayan aşklar, şiddetle son bulurlar,

Ölümleri olur zaferleri,

Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi.

Aklımdan Romeo ve Juliet’in sahnesi geçmişti. Evet. Böyleydi. Birden ayaklarımın üstüne doğru çöktüm ve arkamdan gelen bir sesi duydum. Kim olduğunu anlayamadım. Kafam o kadar berbat haldeydi ki…

-‘’Bella..!’’ ve arkadan bir ses daha

-‘’Bella…!’’ ve son bir ses

-‘’Edward’ı arayın hemen..!’’


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


6/12/2009 - Bellaedward96 - Mühürlenme

11.BÖLÜM ARKADAŞLIKTAN FAZLASINI İSTEME…NOLUR

 

       Kafam karışmıştı bir yandan elizabeth bir yandan miley ah!bide alice halamı unutmayalım bir günde bu kadar haber bana ağır gelmişti hassas vücudum bunu kaldıramamıştı ki şuan babamın kucağında yatıyordum bunu onun kokusundan anladım.gözümü açtım anlamsız ve salakça tavana bön bön baktım.

“rens”diye fısıldadı annem yine uzun bir süre cevap vermedim hiç kimse elizabeth`in nasıl bir tehlike olduğunu anlamamıştı.

“rens o iyi bir vampir”dedi babam bunu nasıl söleyebilirdi.

“Edward üstüne gitme”diye sölendi alice halam.

“kafası karışık her şey üst üste geldi biliyorum tatlım ama bunlarıda atlayıcağız korkma”

“jacob nerde”dedim beni tek mutlu eden şey oydu.

“La push`a gittiler”

“yani kimler gitti”

“kurtlar”işte bu süper oldu elizabeth`e tek başıma katlanmak zorunda kalıcam harika!

“rens yeter artık elizabeth sana ne yaptı”hala onu savunuyorlardı nede olsa onları mutlu ediyordu bense sorundan başka bir şey değildim.

“sen sorun değilsin yalnız bu kadarda abartmana gerek yok”işte bu bardağı taşıran son damla olmuştu hızlı ve sert bir şekilde babamın kucağından indim ve kapıya yöneldim.

“nereye”

“gidiyorum anne buraya bir daha gelmeyeceğim”

“hiçbir yere gidemezsin”dedi babam

“öyle mi”dedim ve kapıdan dışarı çıktım ormana doğru koşmaya başladım.

“rens”diye bir ses seslendi bende durdum.

“ne”deyip arkama döndüm nahuel`di bu bana yaklaştı.

“biraz konuşalım mı sanada iyi gelir hem..eskisi gibi”

“olur”dedim ve yeşil yosun kaplı taşa sırtımı vererek oturdum nahuel`de gelip yanıma oturdu bu ne kadar doğruydu bilmiyorum nahuel ona ne kadar kızsam bağırsam bana hep iyi davranıyordu her zaman yanımda oluyordu onu seviyordum arkadaşlıktan fazla seviyordum belki ama jacob`a ihanet edemezdim o benim her şeyimdi.

“elizabeth”dedi

“onunla ilgili konuşmayalım lütfen”

“peki o zaman”

“nahuel son zamanlar seni kırdıysam üzgünüm”deyip kafamı eğdim.eliyle çenemi tutup kafamı kaldırdı.

“sen haklısın ben çok salağım sizi gidip volturilere söyledim kendini suçlu hissetme”

İç çektim “sen sölemeseydin bile bu durumu fark edeceklerdi sen sadece işi hızlandırdın”deyip bana bile yabancı bir şekilde güldüm.

“bu iyimi kötümü”

“bilmem”

Uzun bir  5 dakika konuşmadık.yağmur yağmaya başladı.

“rens eve gidelim mi”

“hayır sen istiyorsan git ben oraya bir daha gitmem”deyip yüzümü nahuel`e döndüm ve bir anda beni öpüyorduki elimi ağzına koydum.

“arkadaşlıktan fazlasını isteme..ne olur”

“neden”

“çünkü seni seviyorum ve ona ihanet edemem”ağaya kalkıp eve kendi evimeze doğru giyorumduki nahuel beni arkamdan yakalayıp öpmeye başladı.ben ne yapıyordum niye karşılık veriyordum ki jacob bizi görebilirdi elimi saçında dolandırdım ve kendimi ondan uzaklaştırdım.

“nahuel lütfen!rahat bırak beni”deyip eve doğru yürümeye başladım.

 

    JACOB..ANLATIYOR.!

 

    Büyük evden içeri girdim herkes`de bir hüzün vardı bu bana anormal gelmemişti zaten mutlu olsalardı anormal olurdu rens ortalıklarda yoktu miley`nin yanında olmalıydı

Masanın başına oturmuş ve kafasını masaya yaslamış bella`nın yanına oturdum.

“ne yapıyorsun sen”

“dinleniyorum”dedi bende bu düşüncesine kahkaha attım ve kahkahamla beraber herkes sinirli bir şekilde bana döndü sanki aileden birisi ölmüş gibi benimde gülmem herkese batıyordu.

“niye güldün”

“vampirler yorulmaz”

“zaten bende yorulmadım sadece düşünüyorum”

“rens nerede”yüzünü sinirle karışık hüzün içinde bana dikti

“gitti”

“ne”

“bize sinirlenip dışarı çıktı”

“niye peşinden gitmediniz”diye bağırdım ve sandalyeden kalktım.

“istemedi”

“ah bella havaya bak başına bir şey gelirse siz aklınızı kaçırmışsınız”deyip büyük evden çıktım rens kokusundan ormana doğru koştum.yavaşladım….tam karşımdaydı nahuel ile oturmuş konuşuyordu.bir dakika onunla niye kouşuyorduki yoksa nahuel`in söyledikleri doğrumuydu.onları daha iyi duyabilmek için ağacın arkasına oturdum ve onlara arkamı döndümki beni görmesinler diye..dinlemeye başladım;

“elizabeth”dedi nahuel

“onunla ilgili konuşmayalım lütfen”

“peki o zaman”

“nahuel son zamanlar seni kırdıysam üzgünüm”dedi rens 

Bunu nasıl derdi o gidip bizi ispiyonluyordu bu ne kadar saçma bir düşünceydi.

“sen haklısın ben çok salağım sizi gidip volturilere söyledim kendini suçlu hissetme”ah!ölemi gerizekalı!

Derin bir nefes aldım “sen sölemeseydin bile bu durumu fark edeceklerdi sen sadece işi hızlandırdın”dedi rens ve yabancı bir şekilde güldü.

“bu iyimi kötümü”

“bilmem”

Uzun bir  5 dakika konuşmadılar tam yanlarına gidiyordum ki.yağmur yağmaya başladı.

“rens eve gidelim mi”iyi bir şey düşündün sonunda

“hayır sen istiyorsan git ben oraya bir daha gitmem”onlara döndüm nahuel tam rens`i öpmek üzereydiki rens eliyle nahuel`in ağzını kapattı.

“arkadaşlıktan fazlasını isteme..ne olur”

“neden”

“çünkü seni seviyorum ve ona ihanet edemem”ne!kalbime bir hançer saplanmış gibi ağrı girdi ve beni yere düşürdü titremeye başladım  rens ile birlikte ayağa kalktık hala sinirden titriyordum rens tam gidiyorduki nauel rens tutup  öpmeye başladı rens`de karşılık veriyordu her şey doğruydu rens nahuel`i seviyordu ve ben onlara engel oluyordum…rens nahuel`den kurtulup büyük ihtimalle bella`nın evine doğru gitmeye başladı bende onu takip ettim.bunu niye yapıyordumki o bana ihanet etmişti ben zaten hep kaybeden taraf olurdum dimi bir kere mutlu olsam ne olur..eve girdi ve yatağına yattı uyumasını bekledim.

 

      Nihayet uykuya dalmıştı bende içeri girdim ve rens yanına yattım bunu hala nasıl yapabiliyordum o hala mutsuzdu ve ben onun mutsuz olmasına dayanamıyordum

O mutsuz olunca ben kendimi suçlu hissediyordum ama belkide oda kendini suçlu hissettiği için böyleydi o güzel yüzünü okşadım saçlarıyla oynadım belki bu son sevişim olacaktı onu….

 

 

   RENS ANLATIYOR!

 

 

      Gözümü açtım jacob benim yanımdaydı her zamanki gibi her şeyi zorlaştırıyordu o benim her şeyimdi.bunu bu  melek yüzlü kurda nasıl yapmıştım.ben tam bir salaktım gözleri gözlerimden içeri girip kalbimi yakmıştı ilk defa suçluluk duygusu kalbimi acıtmıştı.mideme bir ağırı girdi.

“n..ee za..man geldin”dedim korku içinde.

“onu öptün”bizi görmüştü olamaz!!o kadar sinirliydiki gözlerim doldu.

“jacob”dedim fısıldayarak acı çekiyordu.

“inkar etme”yataktan kalktı kapıya doğru yöneldi.

“beni bırakma!”diye bağırdım göz yaşlarımın arasından.

“yani öptün”deyip yanıma geldi.

Derin bir nefes aldım “evet”korku ve en çok kaybetme korkusu içinde dedim.2 dakika hiç konuşmadı düşünüyordu.

Konuşmak için ağzını açtı “sen istersen giderim ve aranızdan çekilirim”

“saçmalama”

“şimdi ben mi saçmalıyorum”

“hayır öyle demek istemedim üzgünüm”

“onu seviyormusun”

Derin derin nefes aldım “evet”diye fısıldadım.

“sana inanamıyorum”deyip kapıları çarpa çarpa dışarı çıktı peşinden ormana doğru koştum.

“jacob….jacob..jacob”bir anda gözüm yerdeki kıyafet parçalarına kaldı dönüşüm geçirmişti yerdeki en sağlam kalan parçayı elime aldım hala sıcacıktı kokusunu içime çektim.

Ayağa kalktım “üzgünüm anladın mı seni seviyorum lütfen beni bırakma”diye bağırdım beni duymasını umarak.

“o gitti boşu boşuna uğraşma”

“elizabeth”

“evet benim”dedi ve yanıma geldi.

“ne işin var senin burada”dedim tiksintiyle.

“sadece iley dönüşmesine az kaldı onu haber veriyim dedim”

“saol”dedim eve doğru gidiyordumki kolumdan tuttu.

“işimi kolaylaştırdın ucube hemde çok”

“o senin yüzüne bakmaz”

“sen öyle san zaten bu kurt adam vampirlerden hoşlanıyor tuhaf ama gerçek  ve sen tam bir vampir bile değilsin”

“bırak kolumu”

“alice halan benden bebek istedi bende kabul ettim ama sonra gelip vazgeçtiğini ve bunun sebebinin sen olduğunu söledi sen onları mutsuz ediyordun her şey senin istediğin gibi olamaz onlarında kendi hayatları var dimi tabi buna yaşamak denirse”

“rahat bırak beni”kolundan kurtuldum ve eve doğru koşmaya başladım.ben herkesi üzüyordum isteklerine karşı geliyorum ben nasıl birisiyim jacob ihanet ediyorum alice halama karşı geliyorum babama bağırıyorum ah tabi rosa halamada bence ben yaşamaması gereken bir canavarım….

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


6/12/2009 - Parti ve Doğum Günleriniz...

Kategori: twi-parti

           

 

---Dün gece sitemizin chat bölümünde yaptığımız parti bana göre ilk olmasına rağmen hem katılım fazlaydı [ ki bu beni çok mutlu etti ] hemde çok eğlendik [ ben öyle düşünüyorum.]

Partimize katılan blogcu arkadaşlarıma , dostlarıma ve site ziyaretçilerine çok teşekkür ederim.Hepinizin adını tek tek yazıp kutlamak isterdim ama böyle daha uygun olacak diye düşündüm.Bir daha ki partiye yine herkesi bekliyorum.

---Bir diğer konu ise doğum günleriniz.Sitemi sık sık ziyaret eden arkadaşlarımı doğum tarihlerini öğrenmek isterim. :) Yorum yoluyla veya maille bana bildirirseniz çok ama çok sevinirim.Lütfen doğum günlerinizi yazarken adınızı ve kullanıcı adınızıda yazarsanız iyi olur.

 

Jane twilightcolic@hotmail.com

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


6/12/2009 - Pazar Keyfi...

Kategori: GUNLUK HABERLER

THE BONNİE HUNT SHOW : Ashley Greene The Bonnie Hunt Show'a katıldı.Ordan bir kaç fotoğraf geldi.Video gelirse eklenicek !

 


 
Rob'un New Moon tanıtımlarından gelen bir kaç fotoları :
 
Sıkılmış :
Şaşkın :
Mutlu :
Düşünüyor gibi :
Muzur :
Şakacı :
Ciddi Adamım !
 
Her yüz ifadesi başka...
 
Taylor Taylor Taylor ! Taylor hayranlarına büyük süpriz.T.Swift'ten ,Lautner'i alıp sizlere armağan ediyorum =D
 
 
Günün En sevdiğim fotoğrafını sizlere en son armağan etmek istedim..
 
 
[FACEBOOK GRUBUMUZA HEPİNİZİ BEKLİYORUM...]
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


6/12/2009 - Jane- Alacakaranlık Güneşi


 

 
13.BÖLÜM - Yolculuk
 
 Ben kıyafetlerimi belirlerken bir yandan da ona sorular soruyordum.
-Diğerlerine ne diyeceğiz ? Alice,jasper,esme ve carlisle kastedmiştim.
-Alice olayları görmüş olmalı.Jacob tarafını değil ama bileti erkene aldığımız ve yola çıktığımızı görmüştür.
-Sahi Aliceler nerde ?
-Aslında bende pek bilmiyorum ama Maria ve Charlotte gelmiş.Onlarla ilgileniyorlarmış.
-Hmm , anladım.Tamamdır ben hazırım.
-Tamam bende banyodan ecza çantasını alıp geliyorum.Daha sonra yola çıkabiliriz.
-O zaman bende Reneeme'ye bakayım , dedim ve odadan çıktım.Rose'lerin odasında durdum.Yavaşça kapıyı çaldım.Kapı açıldı.
-Annecim ben hazırım.
-Tamam canım sen aşağıya in bende bavulunu alıp gelıyorum. Odanın içine girdim.Rose saçlarını yapıyordu.Sağdaki koltuğun yanında bavulu duruyordu.Rose'ye gülümseyip eğilip bavulu alıcaaktım ki ;
 
---Banyoya gitmek için kalkmıştım.Karnım kocamandı.Benden ayrı gibiydi.Koltukta bıraktığım bardak yana doğru düşüyordu.Refleksle bardağı tutmak istedim ama vücudumdan boğuk bir yırtılma sesi geldi."ah" diye aykırdım.Düşecektim ki Rosalie tuttu.Sonra büyük ve acı verici bir çığlık attım.İstemsizce...-----
 
-Bella iyi misin ? Edward, Bella'ya birşey oldu!!!  Hatırladığım anı Rose'nin haykırışıyla kesilmişti.Devamını hatırlamak için çabaladım ama olmuyordu.Reneesme'ye hamileyken son günümdeki anı aklımda kalmıştı.Bavulu almak için eğilmiştim.Ama yine sakarlığım tuttuğu için ayağım burkuldu ve o an Rose ben, tuttu.Anılar beni bırakmayacaktı.
-Ben iyim Rose.Sakarlığım tuttu yine dedim şakayla karışık...
-Bella !!! Neyi var Rose ? edward hemen yanıma gelip ellerimi tuttu.Saçlarımı öptü.
-Bilmiyorum bavulu almak için eğildi.Sonra tökezledi.Tutttum ama birşey dalmış gibi yere bakıyordu.Daha yeni kendine geldi.
-Ben iyiym.Birşeyim yok.
-Bella,bugün gitmek zorunda değiliz.
-Hayır ben bugün gitmek istiyorum.Ben çok iyim cidden.
-Tamam cnm.Bavulu ben alıyorum.
 Önden aşağıya indim.Rose ve Edward birşeyler konuşuyorlardı.Onları dinleyecek halim yoktu.
-Anne nerdesiniz ? Beni unuttunuz sandım !
-Geldik tatlım.Gel biz arabay binelim.
Reneesme'yi sıkıca giydirdikten sonra dışarı çıktık.Nasıl olsa Rose ve Reneesme çoktaan vedalaşmışlardı.Reneesmeyi arka koltuğa oturttum.Kemerini bağladım.Bana bakıyordu.Bende ona gülümseyip anlından öptüm.Bende öndeki yolcu koltuguna oturdum.Edwardı bekliyorduk.Arkadan arabanın magajı açıldı.Aynadan baktım.Edward bavulları koyuyordu.Ordan bakarak göz kırptı.
 Sonra arabaya bindi.Heyecanla bize dönüp "hazır mısınız bayanlar ? "
Reneesmeyle birlikte "evet" dedik.
-Tamam o zaman uzun yolculuğa çıkıyoruz...
Arabayı çalıştırdım.Yine hızlı kullanıyordu.
-Edward arkada Nessie var.Dikkatli ol.
-Merak etme Bella.Ben hızım biliyorum.
Bunu biliyordum ama yinede içimi korku sarmıştı.
 Hava bugün güneşliydi.Güneş yüzümüze vuruyordu.Havaalanına gidene kadar Reneesmeyle kelime oyunu oynadık.Edwardda arada bize katılıyordu.
 
                                                        *                    *                  *
 
Havaalanına gelmiştik.Arabayı otoparka bırakıp , kontrol yerine gittik.Reneesme acıkmıştı.Tostla meyvesuyu aldım ona.Bu arada Edwardda işlemleri yapıyordu.
-Tamam bileti onayladım.Yerimize geçelim mi ?
-Tamam Reneesme bitirsin gidelim.
-Ben yedim bile...
 
10 DAKİKA SONRA ...
 
-Koltuklar çok rahat baba.
-Evet bencede rahat...
-Cam kenarındada oturmam iyi oldu gökyüzünü izlicem diye kıpırdandı Reneesme.
-Evet tatlım en güzel yeri sana verdik.
Cam kenarında Reneesme,ortada ben oturuyordum.Böylece hem Reneesmeye hemde Edwarda sarılabiliyordum.Aynı şekilde Edwardda öyle..
-Bu kadar çabuk uyuyacagını sanmıyordum.
-Yoruldu...
İyice ona sokuldum.Edwardın kollarıda beni sarıyordu.Dudakları saçlarımda geziniyordu.Daha sonra hostes yanımıza geldi.Gözleri edwarddaydı.Ona iyice sokulmuştum.
-birşey istermisiniz efendim ?
-Bella'm birşey ister misin ?
-Hayır SEVGİLİM.Ama kızımıza bi sandiviç alalım.
Sandiviçi alıp çantama koydum.Kadın hayalkırıklığına uğrayarak yanımızdan ayrıldı.
-Kadın oldukça bozuldu sevgilim.
-İyi oldu.Sahipli olduğunu bilsin.
Gülerek tekrar sarıldı bana...
 
                                                     *                     *                   *
 
-Tatlım haydi uyan..
-Geldik mi ?
-Sadece şu karşıdaki yata binip karşıya geçicez.Daha sonrada Esme Adasıne gelmiş olucaz. dedim.Bir yandan bunları söylüyor bir yandan da Reneesmeyi uyandıramaya çalışıyordum.Edwardda taksiden bavulları indiriyordu.Ama reneesme pekte uyanacak gibi değildi.Kucağıma alıp yata bindim.
-Reneesme ne kadarda uykucu !
-Kime çekti acaba ...
-Ben insanken uymazdım.Eh seninde pek uydugun yoktu.Kime çekti ?
-Jake !
-Saçmalama Bella.Ne alakası var ?
-Sadece bi teori.Tabikide öyle değil.
Gözleri bendeydi.
-Uf Edward öyle bakmayı kes.Sinirlenıyorum ama !
-Uykuda Reneesmeye öze bir yetenek olmalı.
-Olabilir dedim şüpheli bakan gözlerine..
 Karşıya geçmiştik.Birden Edwardla birbirimize baktık.Yüzüne hemen o çarpık gülümsemesini koydu.
 Bavulları rıhtıma bırakıp tekrar döndü.Reneesme artık uyanmıştı.Onu almak için uzandı.Kucağını alıp onuda rıhtıma bıraktı.Hava kararmıştı.Sadece ay'ın ışığı vardı.Tekrar döndü bu sefer bana doğru uzandı.o zamanda yine en sevdiğim gülümsemesi vardı yüzünde..
 Elimi tutmak yerine kucagını aldı beni.Reneesmede arkadan kıkırdıyordu.Edward ona dönerek göz kırptı.
-Buna gerek yoktu dedim.
-bUNU yapmasaydım işimi tam yapmazdım.
-Her işini tam yapıyorsun zaten dedim.
-İşi tam yapamamazsam ben bir hiçim.
Rıhtımı geçip , soluk renkli kumlardan oluşan yolu izleyerek biraz uzaktaki eve doğru gidiyorduk.Bir ara parlayan gözleri bana baktı.O anı bozmamak için ona değilde reneesmeye baktım.
 eVİN kapısının önundeydik.Edward ellerindeki bavullar bırakıp kapıyı açtı.Reneesmeyle ben içeri girdik.Herşey aynıydı.Oda beyazdı.Duvarlar camla kaplıydı.Yine odanın tam ortasında "büyük beyaz" yatak vardı.Edward bavulları salona taşımıştı.Reneesmede benimle birlikte bizim odada duruyordu.
-Küçük hanım sizin odanız yan tarafta.
-Oley...Hemen odama bakmalıyım.diyerek odadan çıktı.
Etrafa bakıyordum.Yatak değiştirilmişti.Öyle kırık kalacak hali yoktu ya.Yavaşça yatağa oturdum.Edwardda yanıma oturdu.
-Büyük Esme Adasına hoşgeldik.
-Görkemli ada...
-Evet !
Ona doğru döndüm.
-Sen eşsizsin biliyorsun değil mi ? Eşsiz güzelliklere sahipsin.
-En büyükte sana ve kızıma sahibim !
Anlımı anlına yaklaştırdım.
-KIZIMIZ !
-Evet bizim kızımız.
-O da bizim gibi büyük aşka sahip olacak mı ?
-Biraz zor ne dersin ?
-Belli olmaz.Bende aşka inanmayan biri olarak şimdi en büyük aşka sahibim.
-Bende seni yüzyıllardır bekliyordum.
-Mutlu son mu dersin ?
-Hayır ! Son olmayacak.Sonsuzluğumuz olacak ISABELLA !
 
Jane twilightcolic@hotmail.com  
 
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



Eclipse Movie and Breaking Dawn
<- :: ||SonraKi SayFa|| ->



Dakota Fanning As Jane - Twilight New Moon
Get your own Chat Box! Go Large!

Find more music like this on Twifans